29 Eylül 2018 Cumartesi

Scrubs

Ben: Gelebildiğine sevindim. Dinle. Benim için yapman gereken bir şey daha var.
Dr. Cox: Sarhoş olmamı engelleyemezsin.
Ben: O gün kötü giden her şey için kendini affedeceksin.
Dr. Cox: Çok can sıkıcısın.
Ben: Öyleyim.
Dr. Cox: Şimdi, fotoğraf makinen nerede? Fotoğraf çekmeyecek misin?
JD: Neyin fotoğrafını?
Dr. Cox: Biliyorsun işte. Çikolata kaplı, ağlayan bebeklerin.Daha önce onu hiç görmemiş insanların,
oğluma mutlu yıllar şarkıları söylemesini. Biliyorsun işte, tüm olayı.
JD: Nerede olduğumuzu sanıyorsunuz?

1 Eylül 2018 Cumartesi

Jim Carrey (Ve Tabii Andy Kaufman)

“film bittiginde artik kim oldugumu bilmiyordum. siyasi durusumu unuttum. neleri sevip sevmedigimi unuttum. bir anda cok mutsuz oldum ve sorunlarima dondugumu fark ettim. kalp kirikligima geri donmustum. ve birden dusundum ki ‘andy’ken ne kadar da mutluydun. cunku kendinden kurtulmustun. jim carreylige ara vermistin.’ diger tarafta ne oldugunu bilmeden kapidan geciyorsun ve diger tarafta, her sey var. her sey iste. uzayda serbestce ucan, sacma sapan ulkelere, dinlere, bir seylere tutunmaya calisan bir aractan inmis olmanin rahatligi var...

bu seyleri cok soyut buluyorum. niye amerikaliyim? niye kanadaliyim? ne ki bu? anlami ne? birileri bir cizgi cekmis ve ‘burasi, budur.’ demis. ama biz cok daha fazlasiyiz. dogdugumuzda ailemiz oluyor, soyadimiz belli yani. sonra ebeveynlerimiz bir isim seciyor ve diyor ki ‘adin joel olsun. anlami yahweh’in muhtesemligi. ve ona yarasir bir hayatin olmali ve bizi kotu gostermeyecegin hususunda sana guveniyoruz. harvard’a gideceksin ve doktor olacaksin ve bu arada katoliksin ya da yahudisin veya her neysen osun.’ sanki her sey onunuze konan soyut yapilardan olusuyor ve sizi bir sekilde bir arada tutmalari gerekiyor. biraktim ben onlari. bir arada tutulmasam da olur. tipki andy gibi uzayda suzulmekten memnunum. yani iste gunesin etrafinda 10.000 km hizla donmekten, lavlarda yuzen tektonik levhalar ustunde dengede durmaktan. kiyametin gelisine ya da her ne olacaksa ona hazirim. sahaneyim. tum bunlar sahane. ruhani bir yolculugun icindeyiz, o kadar, ve hepimiz ayni yere gidecegiz. tabii oyle bir yer varsa...”

burdan sonrasinda jim olaydan kopup kendi icindeki soru isaretleriyle konusmaya basliyor :)

“belki de yoktur. bu kadarizdir; sonra bitiyordur. ben ve cay fincani, o kadarizdir. biz variz. evren biziz. bu guzel, sorun degil. evet. yani... evet baska be diyebilirim, bilmiyorum. evet, diyeceklerim bu kadar. tabii eger... acaba bunu baskalariyla da yapabilir miyim? birden bire isa olmaya karar versem ne olurdu acaba? vay be muhabbet epey boka sardi.”

****

jim carrey’in pek çok etkileyici monoloğu vardı ama beni özellikle babasından bahsettiği sahne çok etkiledi. şöyle ki kanada’da gayet başarılı, jim’in tabiriyle muhteşem bir saksafoncu olan babası ailesine bakabilmek için bu tutkularını kenara bırakıp muhasebecilik yapmaya başlamış. ve yine jim’in tabiriyle bulunduğu ortamın her zaman en komik adamı olan babası, bundan sonra yavaş yavaş mutsuz, hatta aksi bir adama dönüşmeye başlamış. herşeye rağmen 51 yaşında işini kaybetmiş, ailesine bakamaz hale gelmiş. ve jim de diyor ki “ailene bakmak için taviz vermek büyük bir şey. ama hem taviz verip hem de başarısız olmak çok acı. sevdiğin bir işte başarısız olmaktan bile daha kötü. öğrendim ki sevmediğin bir işte de başarısız olabiliyorsun. e bari sevdiğin bir şeyi yap.”


****

“... ve bir bakıma tüm bunları özümseyip, sonra kendi varsayımlarını yapıp, kararlarını verip içgüdülerine güvenmen gerek. o adamı tanıyorum. tanıyabileceğim kadar.

ama gerçek anlamda kimi tanıyabilirsin ki? tam önünde olsalar bile.”

***

""bir yere gitmeme gerek yok, bu artık beni büyülüyor: yok olmak.
aslında hasretini çektiğimiz şey kendi yokluğumuz."

"hiçbir şey istemiyorum en çılgın yanı da bu ve amerika gibi bir yerde çok garip kaçıyor hiç bir hırsımın olmaması. gerçekten yok. "

"mutlak kafa karışıklığının, mutlak hayal kırıklığının, tüm hayallerimin gerçek oluşunun ortasında bir yerlerde, orada herkesin sahip olmak istediği her şeyin elimde bulundurup, mutsuz olduğum o andayım"

"kararların seni tanımlıyor ama özgür iradeye de inanmıyorum."

"hiçbir şeyi özlemiyorum. "

"ve birden düşündüm ki andy'ken ne kadar da mutluydun. çünkü kendinden kurtulmuştun. jim carreyliğe ara vermiştin.
diğer tarafta ne olduğunu bilmeden kapıdan geçiyorsun ve diğer tarafta, her şey var. her şey işte.
uzayda serbestçe uçan; saçma sapan ülkelere, dinlere, bir şeylere tutunmaya çalışan bir araçtan inmiş olmanın rahatlığı var.
bu şeyleri çok soyut buluyorum. niye amarikalıyım, niye kanadalıyım? ne ki bu,anlamı ne? birileri bir çizgi çekmiş ve burası, budur demiş ama biz çok daha fazlasıyız."

" kıyametin gelişine ya da her ne olacaksa ona hazırım."

"ruhani bir yolculuğun içindeyiz o kadar. hepimiz aynı yere gideceğiz tabi öyle bir yer varsa. belki de yoktur, bu kadarızdır sonra bitiyordur. ben ve çay fincanı o kadarızdır. biz. evren biziz. bu güzel sorun değil."

16 Ağustos 2018 Perşembe

#tarihtebugün:17 Ağustos

Margaret Heafield Hamilton, 17 Ağustos 1936 yılında doğdu.

Hamilton, zekası, azmi ve uzmanlığı sayesinde, Apollo 11’in Ay’a inişi sırasında meydana gelen bir sorunu engelleyebilmiştir. Ay yüzeyine inişten dakikalar önce kokpitteki bilgisayarların hepsi radar sisteminin gönderdiği verilerin bilgisayar işlemcilerine aşırı yüklenmesinden dolayı alarm veriyordu. Eğer Hamilton'un yazdığı hata ayıklama programı olmasaydı, Apollo 11 ile birlikte Neil Armstrong, Buzz Aldrin, Michael Collins geri dönmek zorunda kalacaktı.

O dönemde  kadınlar MIT kredi derneğinden kocalarının imzası olmadan borç alamıyorlardı. Hamilton bu duruma itiraz ederek kuralların değişmesini sağlamıştır. Kadın haklarının geride olduğu bu günlerde hesaplama makinalarını işletmek “kadın işi” olarak görülüyordu. Kimi zaman teknolojiyi geliştirenlerin talimatlarıyla hareket etseler de çoğu zaman bu kadınlar hesaplamalar için gereken yaklaşımı kendileri tasarlıyorlardı.

*Yazdığı kaynak kod dökümleriyle birlikte poz verdiği fotoğraf ise ikonikleşmiştir.

*Meşhur oyuncak şirketi Lego, 2017 yılında piyasaya çıkan, Amerikan uzay programında kilit rolleri olan bilim, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarında önemli işlere imza atan kadınları konu aldığı setinde, Margaret Hamilton’a da yer vermiştir.

14 Ağustos 2018 Salı

Bir peri kızı hikayesi

Bir adam her sabah atının terli olduğunu görürmüş. Bu nedeni atın koşturulmasıdır, gece birileri atı alıp sürmektedir. Bir türlü kimin atı sürdüğünü bulamaz. En sonunda bir arkadaşı bir akıl verir. Arkadaşı “Atı süren insan değil, insan olsa çoktan yakalardın.” dedi. Arkadaşı bu kişi peri veya cin dedi. Ata gece yatmadan önce bal sür, yanında da çengelli iğne taşı der arkadaşı. Sabah bala yapışan kişiye çengelliye iğneyi taktığın zaman onu kendine köle edersin, 7 yıl boyunca hizmet eder sana der. Adam arkadaşının dediğini yapar. Sabah atın üstünde yapışmış güzeller güzeli bir kız adam çengelli iğneyi kıza takar. Kızın kim oldurganı sorar. Kız peri olduğunu, her gece atı o sürdüğünü itiraf eder. Kız 7 yıl boyunca çengelli iğneyi takıldığı için onlara hizmet edeceğini söyler. Ailesinin ise bu duruma kızacağı söyler. Adam kızı ballardan kurtarır. Evine götürür. 7 sene gerçekten bu kız bu aileden biri olur, köleden çok üyedir. 7 yıl doğduğu zaman kıza derler ki evine gitmelisin. Aile ile vedalaşırken kız demiş ki evin yanında bu ırmağa iyi bakın. Şimdi ben gideceğim ama onlar beni öldürebilirler der. 7 yıl bir perinin insanlarla yaşaması ailemin kabullenemeyeceği bir şeydir demiş. Eğer akarsudan kırmızı kan akar bilin ki beni öldürdüler arkamdan dua edin demiş. Çengelli iğneyi çıkarmadan önce kız eğrelti otuyla ilgili 1 tekerleme söyler. Bu tekerleme ile birlikte insanlar artık eğrelti otunu şifa olarak kullanmaya başlar. İnsanlar bundan önce bu bitkinin faydalarını bilmezmiş. Kız iğne çıkarılınca görünmez olur gider. Bir kaç dakika sonra akarsudan kırmızı su akmaya başlar. Kızın peri ailesinin kızı öldürdüğü anlaşılır. 7 yıl boyunca alı koyan aile ağlayarak göle bakarlar.

10 Ağustos 2018 Cuma

Sürekli düşünüp kaygıya kapılmaktansa veya acı çekmektense iş yap:
Quotiens aliud egeris, animus relaxabitur."Bir şeyle çok meşgul olduğunda yüreğine su serpilecek."(#Seneca, De Consolatione ad Marciam 8.3)

Zaman

Tempus monet, ne sim molestus. "Zaman, sıkıcı olmamam konusunda beni uyarıyor." (, Ludus Septem Sapientum 9.213)

7 Ağustos 2018 Salı

Robert Downey and his mum

as promotion for "the judge" kicks off this weekend, ı feel the need to run the risk of over sharing.....

my mom passed away early this week....ı wanna say something about her life, and a generic "obit" won't suffice...

elsie ann ford was born outside pittsburgh in april of 1934, daughter of an engineer who worked on the panama canal, and mother who ran a jewelry shop in huntingdon, where they settled....a bona fide "daughter of the american revolution."

ın the mid '50s, she dropped out of college and headed to ny, with dreams of becoming a comedienne. ın '62, she met my dad, (who proposed at a yankees/orioles game). they married, had my sister allyson in '63 and me in '65...

there was another "revolution" of sorts going on at that time, of underground counter-culture film and theatre...and with her as bob sr's muse, they jumped in wholeheartedly...

"chafed elbows" (a man marries his mother and goes on welfare), "greaser's palace" (a woman relentlessly persecuted by god who never utters a word), and "moment to moment" aka "two tons of turquoise to taos tonight" (in which she played 17 characters) were the stand outs.

by the mid '70s, the downside of drug culture caught up with many artists. she was an alcoholic...

as the marriage suffered, she continued to work, but not for long. a recurring role on "mary hartman, mary hartman" ('76-'77) was her last paying job...not that she cared, she'd have done it for free.

ı remember living with her and her boyfriend jonas, (who became a second father to me) in a 2 room 5 story walk up in manhattan after that...bunsen burner for a stove, cockroaches, broken dreams...

by 1990, she'd had enough, went to treatment, got sober. just in time to enjoy several decades of heart disease, bypasses, you name it....

while ı strived to have the kind of success that eluded her, my own addiction repeatedly forbade it.

ın the summer of 2004, ı was in bad shape. she called me out of the blue, and ı admitted everything. ı don't remember what she said, but ı haven't drank or used since.

eventually, when finances allowed, we were able to move her out to la. she had a special affinity for my firstborn son ındio, and really got a kick out of exton. got an ipad, pictures, videos, the whole 9....

her doctors basically titled her a "medical ıncredible," said there was little they could do, and were frankly amazed she was up and walking....

many fond memories of her in the last few years...holidays, kid-stuff, her strutting around with a walking stick. ı knew it was difficult, and understood as the visits got shorter.

ın march, she suffered another cardiac arrest and was put on life support.

her wishes were to be left to die if there wasn't a reasonable chance of recovery, which for some time there was.

ı returned from filming the "avengers" sequel in june, went straight to see her.

to my amazement, she was completely lucid, interactive, mugging + pulling faces.

we couldn't speak 'cause she had a tracheal tube. ı wondered if she might just beat the odds once more.

another set of seizures answered that, and we brought her home for hospice.

she died @ 11 p.m., september 22nd, survived by her extremely loving and tolerant partner of 37 years, jonas kerr.

she was my role model as an actor, and as a woman who got sober and stayed that way.

she was also reclusive, self-deprecating, a stoic scotch-german rural pennsylvanian, a ball buster, stubborn, and happy to hold a grudge.

my ambition, tenacity, loyalty, "moods," grandiosity, occasional passive aggression, and my faith....

that's all her...and ı wouldn't have it any other way.

ıf anyone out there has a mother, and she's not perfect, please call her and say you love her anyway...

EDWARD ESTLİN CUMMİNGS, HİÇ GİTMEDİĞİM BİR YERDE

hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde
her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin:
en ince kımıltısında birşey var içime gömen beni,
birşey dokunamayacağım kadar bana yakın

kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi,
sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın
(dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gününü

ya da beni kapatmaksa istediğin, ben,
hayatım kapanırız güzelce, birden
karın her yere özenle inişini
düşleyen yüreğince şu çiçeğin;

duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede
erişemez gücüne sonsuz inceliğinin:
renkleriyle yapısının beni bağlayan,
öldüren, hiç durmadan, her nefeste

(bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan
ve açan; yalnız anlıyor içimde birşey
gözlerinin sesini güllerden derin olan)
kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri

24 Temmuz 2018 Salı

Review: Kapital Manga Cilt:1

Kapital Manga Cilt:1 Kapital Manga Cilt:1 by Karl Marx
My rating: 5 of 5 stars

İlk cilt, olaylar ve karakterler ağırlıklı. Okunması ve anlaması kolay bir şekilde ilerliyor. Zaman zaman aşırı didaktik olabiliyor ama böylesine bir konuyu anlatması açısından bunlar hoş görülebilir. Bilgilendirici ve en az bilgilendirici olduğu kadar okunması zevkli. Dipnotların sayfanın sağı ve solunda olması yerine sayfanın aşağısında olsa okunması daha pratik olabilirdi.

View all my reviews

Review: Invincible Iron Man (2015-2016) #1

Invincible Iron Man (2015-2016) #1 Invincible Iron Man (2015-2016) #1 by Brian Michael Bendis
My rating: 3 of 5 stars

Sinematik evrenin tadını veren bir çizgi roman olmuş. Çok büyük olaylar ve devrimsel bir çizgi roman beklemeden okunursa zevk verebilir.

View all my reviews

15 Temmuz 2018 Pazar

Review: Doğa Üstü Sevgi Altı

Doğa Üstü Sevgi Altı Doğa Üstü Sevgi Altı by Cem Şancı
My rating: 1 of 5 stars

Kitaptaki kadın düşmanı anlatım ve genellemeler rahatsız edici seviyede. Bu durum, karakterin tutumundan çok, olayların gidişatı karakterin haklı olduğunu gösteren şekilde yansıtılmış, klişeler ve genellemeler ile dolu, tahmin edilebilir bir kitap. Gülümsettirmeden, merak ettirmeden bitti.

View all my reviews

10 Temmuz 2018 Salı

Aynı sorunları yinelemek

"Hep aynı sorunları yinelemek, pek ilerleyemediğimizin kanıtıdır. Aynı şeyden geleneksel şikayet, gericiliktir."

 - Ferhan Şensoy/ Denememeler

5 Temmuz 2018 Perşembe

Review: Mahalleden Arkadaşlar

Mahalleden Arkadaşlar Mahalleden Arkadaşlar by Selçuk Aydemir
My rating: 4 of 5 stars

Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar gülmemiştim. Kitaptaki büyüklerin çocuklar dayak atması ya da çocukların çocuklara dayak atması konuları tartışılabilir. Mahalle kültürü ve 2000'lerden önce çocuk olmak gibi nostaljiler çok tatlı şekilde işlendi. Yazarın dizilerindeki benzetmeleri ve esprileri burada da görmek mümkün. Diğer kitabını da ilerleyen zamanlarda okumak isterim. Çocuk karakterlerin o yaştaki çocukların kuramayacakları cümleleri kurması bir komedi kitabı olması nedeniyle hoş görülebilir.

View all my reviews

1 Temmuz 2018 Pazar

Review: Fazladan Bir Adam

Fazladan Bir Adam Fazladan Bir Adam by Jonathan Ames
My rating: 2 of 5 stars

Baş iki ana karakter arasındaki ilişki ve huysuzlukları kitabın okunmasını sağlayan baş etmen. Özellik kitabın son 70-80 sayfası ile birlikte okunurluk ciddi derecede güzelleşiyor. Mutlaka okunması gereken bir roman değil ama okunacak kitap bulunamıyorsa ve bir komedi dizisi tarzı bir roman aranıyorsa denenebilir. O. Wilde ve S. Fitzgerald romanlarındaki tadı olmak da zaman zaman mümkün. Kitaptaki bel altı ve pedofil öğeler ise kitabın romanın tadını kaçırıyor ve romanı gereksiz uzatıyor, kitabı gözden düşürüyor. Günümüzde böyle bir roman yazılıp yayınlansa haklı olarak bolca eleştirilirdi.

View all my reviews

30 Haziran 2018 Cumartesi

Humblebragging veyahut üstü kapalı övünmek

Humblebragging (Üstü kapalı övünmek): Hayatınızın ne kadar harika olduğu konusunda diğer insanları kurnazca bilgilendirirken, aynı zamanda kendini geri planda tutan bir parça mizah veya "vah başıma gelenler" dipnotu ile bu durumun altını oymak.

Örnek 1: "Öff az önce 15 tane çikolata yedim, birinci sınıfta uçarken kendimi kontrol etmeyi öğrenmem lazım yoksa mankenlik sözleşmemi iptal edecekler ahaha"

Örnek 2: "(ABS'lerini gösteren bir fotoğraf atıp) Off göbeğim yine çıktı :(( "

How to Talk to a Girl (with Great Conversation Examples)

Woody Allen: Bu tablo sana ne ifade ediyor? 
Kadın: Evrenin olumsuzluğunu ifade ediyor. Var oluşun iğrenç, yalnız boşluğunu. Hiçliği. Çıplak, tanrısız bir boşlukta, kara, saçma bir evrende bir deli gömleği oluşturan korku ve aşağılanmanın olduğu engin bir boşlukta küçük bir alev gibi yaşamak zorunda kalan insanın çıkmazı. 
Woody Allen: Cumartesi ne yapacaksın? 
Kadın: İntihar edeceğim. 
Woody Allen: Ya Cuma gecesi?

28 Haziran 2018 Perşembe

Review: Naif. Süper

Naif. Süper Naif. Süper by Erlend Loe
My rating: 3 of 5 stars

Okunması çok kolay bir kitap, su gibi aktı. Yazarın tarzı Nick Hornby'yi andırdı. Zaman ve evren ile ilgili espriler güzeldi. Çok büyük bir beklentiyle okunmaması gereken sade bir roman.

View all my reviews

25 Haziran 2018 Pazartesi

Review: Asteriks ve Roma Dünyası

Asteriks ve Roma Dünyası Asteriks ve Roma Dünyası by Kai Brodersen
My rating: 2 of 5 stars

Roma tarihi ve Asterix çizgi romanı arasındaki bağlantıları, doğruları, gerçekleri, yanlışları öğrenmek için okunabilir. Kitap tarihsel gerçeklerle çizgi romanı kıyaslamaktadır, bu kıyaslamalar zaman zaman okuyucuyu yorabilir. Özellikle Kleopatra bölümünün okunması zevklidir.

View all my reviews

23 Haziran 2018 Cumartesi

Keş-fi musuk-i

Yapılan araştırmalara göre insanlar ortalama olarak 30,5 yaşından sonra yeni müzikler keşfetmeyi bırakmaktadır.

"Müzik felcine" yakalanmış bu insanlar, yeni müzikler keşfetmeyi bırakıp tekrar tekrar aynı parçaları ve ayni türleri dinlerler.

Şarkıların beynimizdeki dopamin, seratonin, oksitosin gibi mutluluk kaynağı olan hormonları tetikledikleri söylenir. Eğer bir şarkıyı dinlerken bu hormonları salgılar ve kendimizi mutlu hissedersek, o şarkıyı yıllar sonra dinlediğimizde aynı mutluluğu hissedebiliriz. Bu şarkıların yerine yenisini koymak, yeni bir şeyden memnuniyet beklemek insanların büyük kısmına belirli bir yaştan sonra zor gelir. Yaş ilerledikçe gerek geçmişteki güzel anılardan gerekse şimdiki sorumluluklardan ve işlerden dolayı bazı şeyleri yapmayı bırakırız.

Bu bağlamda yeni şarkılar keşfetmek için ortalama 1,5 senemin kalması üzüntü verici de olsa doğum günümü kutlayan, arayan, mesaj atan herkese çok teşekkür ederim.

16 Haziran 2018 Cumartesi

Review: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Beyaz Zambaklar Ülkesinde by Grigoriy Petrov
My rating: 4 of 5 stars

Fin halkının yozlaşmadan nasıl kurtulduğunu akıcı bir çeviriyle anlatan bu kitapta yıllarca başka ülkenin boyunduruğu altında kalınması, çürümüş devlet kurumlarının ve halkın değişimi anlatılmaktadır. Bu bağlamda günümüzde de sömürülen devletlerin mevcut durumları ve bu durumlardan nasıl çıkılacağının yolları da açıklanmaktadır. Kitapta yeni düzenin güzel yönleri aktarılırken daha da geliştirilmesi gereken yönlere değinilmemesi kitabın objektifliğini düşürmektedir. Kitabın başındaki eklemeler okuma zevkini artırmaktadır. Bu kitap, bir ülkenin kaderinin nasıl değişebileceğini anlamak için mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir.

View all my reviews

Review: Güngezgini

Güngezgini Güngezgini by Fábio Moon
My rating: 5 of 5 stars

Her insanın içinde hayatından bir parça bulabileceği bulabileceği bu kitabın konusunu otuzlu yaşlarının başındaki bir insanın hayatının önemli anıları arasında gezinmesi olarak özetleyebiliriz. İnsanların hayatlarında herhangi birini herhangi bir şekilde kaybetmesi, hayatta yaşanılan mutlu anlar, ebeveyn evlat ilişkileri gibi konuları da işleyen bu kitabın özellikle otuzlu yaşların başında okunması çok değerli.

View all my reviews

23 Nisan 2018 Pazartesi

Kedi Beşiği

Sevinlen bölümler...






Review: Kedi Beşiği

Kedi Beşiği Kedi Beşiği by Kurt Vonnegut
My rating: 3 of 5 stars

Bu kitabında Vonnegut; kapitalizme, seçim sistemlerine, insanların ayrışma sevdasına, nükleer deliliğe, her türlü fanatizme, anti-sekülerizme, insanların hiçbir şeyi sorgulamamasına ve daha bir sürü şeye lafını dokunduruyor. Okurken gülümseten absürt (aslında sadece günümüz absürtlüğünde) bir kitap olmasına rağmen gelmiş geçmiş en komik kitaplardan biri olduğu duyumuyla okuduğumdan dolayı biraz beklentilerimin altında kaldı.

View all my reviews

20 Nisan 2018 Cuma

Yediğim en güzel laf sokmalar #1

Lise zamanlarında dersanede ÖSS deneme sınavları sonuçlarını her salı öğrenirdik.
Bir gün yanıma dersanenin en havalı ve dersleri de iyi olan kızı geldi.
Puanımı sorunca söyledim. Ooo iyiymiş dedi
Ben sormadan kendi puanını söyledi. İnşallah bir gün ben de senin kadar yüksek puan yaparım deyip bir off çekti.
Ben de kendimi beğenmiş bir ifadeyle belki bir gün bilerek düşük yapıp beni geçmene izin veririm şeklinde bir espri yaptım.
Hayır dedi, bir gün seni geçeceksem hakkımla geçmek isterim.
O an gözümde büyüdü.

17 Nisan 2018 Salı

Freaking Blue

Bir Rolling Stones şarkısı der ki:
Have you seen her dressed in blue?
Meali: Sen onu hic mavi elbisesiyle gördün mü?
Vee tüm zamanların en efsane şarkılarından biri doğar.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Deadpool vs. Trump

DEADPOOL: Tv şovumun iptal olayı hakkında kızgın değilim. Aslında bunun iyi bir şey olduğunu bile düşünüyorum. Vahşi, silah sevdalısı beyaz bir adamın şu anda televizyonda ne kadar albenisi olabilir? Tabii eğer BAŞKAN değilsen!




DEADPOOL: You know, I’m not mad about this whole “cancelled” thing. I actually think it’s a good thing. I mean, is it even a good time to have a violent, gun loving white man ranting on TV? (hard sell) Other than the PRESIDENT!


28 Mart 2018 Çarşamba

Kimi zamanlar

Borges bir gün havaalanında bir bankta otururken onu pek seven bir okuru heyecanla Borges'’e yaklaşır ve sorar:
-Siz şu ünlü Borges değil misiniz?
Borges şöyle yanıt verir:
-Evet, kimi zaman…

1 Mart 2018 Perşembe

Review: Satranç

Satranç Satranç by Stefan Zweig
My rating: 5 of 5 stars

Bir okuyuşta bitebilen bir "hayata tutunmaya çalışma" hikayesi. Kitap bir roman değil bir uzun öykü ama elbette bu kitap biraz daha uzun olsa nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor insan. İşkencelerin, baskıcı yönetimlerin, savaşların kurbanlarda yarattığı psikolojik tahribatlar çok temiz anlatılmış. Kitap karakterleri ile yazarın kendi hayatı arasında bağlantı olduğunu anlamak zor değil. Satranç oyununu sevmeyenler, bilmeyenler bile rahatlıkla okuyabilir.

View all my reviews

Asfalt

Bilmem kaç sene oldu  Zaman geldi geçti  Beraber çokça geçtiğimiz o toprak yola  Asfalt bile döküldü  Kim bilir bu yeni yolda kaç kuş öldü ...